Anadolu’nun Antik Sahnesinde Dört Büyük Perde
Bu kategori, tek tek dört ören yerinden çok, “Anadolu’nun antik sahnesi”nin farklı perdelerini gösteriyor:
- Efsanelerle iç içe geçmiş bir Troia,
- Roma İmparatorluğu’nun görkemli liman kenti Efes,
- Mermeri ve heykeltıraşlığıyla ünlü Aphrodisias,
- Kommagene Krallığı’nın göğe yükselen anıt dağı Nemrut.
1. Troia: Efsaneden Stratigrafiye 🐎
Troia, Homeros’un destanları sayesinde dünya çapında tanınsa da, arkeoloji açısından bakıldığında asıl önemli tarafı kat kat bir yerleşim tabakası sunmasıdır:
- Neolitik’ten itibaren iskân izleri vardır; en erken yerleşim izleri Geç Neolitik–İlk Tunç Çağına iner.
- Kazılarda ortaya çıkarılan tabakalar, araştırmacıların “Troia I, Troia II, … Troia VII” şeklinde adlandırdığı, üst üste inşa edilmiş şehir evrelerini gösterir.
“Denizsel Troia Kültürü”
Troia I çevresi için, Prof. Korfmann ve ekibi “Denizsel Troia Kültürü / Maritime Culture of Troy I” kavramını kullanır:
- Erken Tunç Çağı’nda Troia ve çevresi, Ege–Marmara hattındaki diğer kıyı yerleşmeleriyle birlikte denizle çok yoğun temas hâlindedir.
- Yerleşmede megaron tipi yapılar, taş temeller üzerinde kerpiç duvarlar ve içe dönük bir avlu–sokak sistemi görülür.
Bu tipik kent dokusu, sınavda bazen “Denizsel Troia Kültürü tabakasında dar, içe dönük sokaklar ve birbirine bitişik yapılar” gibi tariflerle karşına çıkar; buradaki ana fikir, erken bir kıyı kentinin sıkışık ve savunmaya dönük planıdır.
Hellenistik Dönem ve Sonrası
Homeros’un anlattığı Troia Savaşı’nın, arkeolojik olarak hangi tabakayla ilişkilendirileceği akademik tartışma konusudur. Ama genel kabul:
- Troia VI–VII tabakaları, savaşın olası kronolojisiyle ilişkilendirilir.
- Daha geçte, Hellenistik ve Roma dönemlerinde, Troia yeniden canlanır; tiyatro, stoalar ve yeni kent planı ortaya çıkar. Şehir artık yalnızca bir yerleşim değil, mitolojik bir hatıra mekânıdır.
Sınav açısından Troia’da dikkat etmen gereken nokta:
Hem arkeolojik terimlere (tabaka, megaron, kültür) hem de mitolojik–tarihsel anlatıya hâkim olman istenir.
2. Efes ve Celsus Kütüphanesi: Liman Kentinden Bilgi Anıtına 🏛
Antik Efes, Küçük Asya’nın en önemli liman kentlerinden biriydi. Artemision (Artemis Tapınağı), tiyatro, agora ve liman arasında uzanan caddeleriyle tipik bir Roma metropolü görünümündedir.
Bu büyük sahnenin en çok akılda kalan dekoru ise kuşkusuz Celsus Kütüphanesidir.
Celsus Kütüphanesi: Bir Mezar – Bir Kütüphane
- Kütüphane, İS 110’lar–130’lar arasında, Roma konsülü Gaius Julius Aquila tarafından, babası Tiberius Julius Celsus Polemaeanus onuruna yaptırılmıştır.
- Yapı hem onur anıtı hem de kamuya açık kütüphane işlevi görür; Celsus’un mermer lahdi, kütüphane zemininde, apsisin altındaki kriptodadır.
- 12.000 kadar tomar barındırdığı tahmin edilir; bu özelliğiyle antik dünyanın en büyük üçüncü kütüphanesisayılır (İskenderiye ve Pergamon’dan sonra).
Önemli sınav tuzağı:
Celsus Kütüphanesi MÖ 50 civarında değil, İS 2. yüzyılda inşa edilmiştir. Tarih sorulursa “MS/İS 110–135 aralığı” aklında olsun.
Mimari Özellikler
- Cephesi, iki katlı sütun düzeni, nişler içindeki heykeller ve zengin bitkisel bezemesiyle Roma cephe mimarisinin şaheserlerinden sayılır.
- İç mekân, doğudan gelen ışığı kullanacak şekilde planlanmıştır; duvarlarda tomarların konulduğu nişler vardır.
- 3 kapılı giriş merdivenlerle yükseltilmiş bir podyuma oturur; bu, hem anıtsallığı artırır hem de cephenin “sahne dekoru” gibi algılanmasını sağlar.
Bugün Efes’e gittiğinde, kütüphanenin önündeki kalabalığın asıl sebebi, aslında sınavlarda da vurgulanan tam bu nokta:
Bilgi, anıtsal bir cepheyle sahneye konmuş durumdadır.
3. Aphrodisias: Mermerin ve Heykelin Başkenti 🌸
Aphrodisias, adını aldığı tanrıça Aphrodite’e adanmış bir kenttir; fakat onu diğer antik kentlerden ayıran şey, mermer ocakları ve heykel atölyeleri sayesinde Roma dünyasının önde gelen sanat merkezlerinden biri olmasıdır.
- Kent, çevresindeki kaliteli mermer ocakları ve usta heykeltıraşlarıyla ün yapar; UNESCO aday dosyasında özellikle “mermer heykel üretimi üzerine benzersiz veri sunan atölyeler” vurgulanır.
- 9 Temmuz 2017’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır.
Caria’nın Başkenti ve Sivil Bazilika
Geç Antik dönemde (MS 4. yy başları civarı) Aphrodisias, idari açıdan Caria eyaletinin başkenti olur.
- Kent merkezindeki sivil bazilika, bu dönemde eyalet valisinin yönetim binası gibi kullanılır; içerisinde hukuki ve idari görüşmeler yapılır.
- Bu ayrıntı, bazen sorularda “Caria başkenti olduğunda sivil bazilika valilik binası oldu mu?” şeklinde yoklanır; cevabı evettir.
Aphrodite Tapınağı’ndan Aziz Michael Bazilikası’na
Şehrin odak noktası olan Aphrodite Tapınağı, Hristiyanlık döneminde önemli bir dönüşüm geçirir:
- Tapınağın cellası bölünerek, iç mekân bazilika planlı bir kiliseye çevrilir.
- Pratikte yapı, “Aziz Michael Kilisesi” olarak anılır.
- Plan değişiklikleri arasında duvarların açılması, iç mekâna sütun dizilerinin eklenmesi, doğu ucuna bir apsis yapılması sayılır; fakat ana girişin doğuya alınması gibi bir uygulama belirtilmez. Bu ifade sınavlarda özellikle yanlış şık olarak kullanılır.
Aphrodisias’ta dolaşırken gördüğün her bir heykel başı, yarım bırakılmış gövde ya da atölye artığı, aslında şunu anlatır:
Burası, Roma dünyasında mermerin şekil aldığı, tanrı ve imparator imgelerinin üretildiği fabrikaydı.
4. Nemrut Dağı: Kommagene Kralının Göğe Açılan Anıtı ⛰
Adıyaman’daki Nemrut Dağı, 2.134 m yüksekliğinde bir dağ zirvesi; ama onu özel kılan şey, zirvede yer alan Antiochos I Theos’un tümülüs-mezarı ve kutsal alanıdır.
- Kral Antiochos I (Kommagene), İÖ 1. yüzyılda, hem Pers hem Helen geleneklerini birleştiren bir krallık ideolojisi kurgular; Nemrut’taki kutsal alan, bu ideolojinin taşla yazılmış manifestosudur.
Tümülüs ve Teraslar
- Zirvede, çapı yaklaşık 145–152 m, yüksekliği 50 m civarında olan, kırılmış taşlardan oluşmuş dev bir tümülüsbulunur.
- Tümülüsün doğu, batı ve kuzey taraflarında yapay teraslar yer alır; doğu ve batı terasları, anıtsal heykel gruplarıyla en çok bilinenleridir.
Doğu ve batı teraslarında:
- Sırtlarını tümülüse dönmüş, öne bakan beş dev tanrı heykeli vardır (Zeus-Oromasdes, Apollo-Mithras-Helios-Hermes, Herakles-Artagnes-Ares, Kommagene tanrıçası ve kral Antiochos).
- Her iki uçta birer aslan ve kartal heykeli, tanrı ve kralı koruyan hayvansal güçleri simgeler.
Zaman içinde heykellerin başları gövdelerinden ayrılmış, bugün teraslarda yerde duran başlar, Anadolu arkeolojisinin en ikonik görüntülerinden biri hâline gelmiştir.
UNESCO ve Koruma
- Nemrut Dağı, 1987’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır.
- Sert iklim, don–çözülme döngüleri ve geçmişteki yanlış müdahaleler, heykeller için ciddi risk oluşturduğu için, ulusal ve uluslararası düzeyde özel koruma programları yürütülmektedir.
Sınav açısından Nemrut’ta dikkat edeceğin kilit noktalar:
- Anıtın Kommagene Kralı Antiochos I için yapıldığı,
- Tümülüs + doğu–batı–kuzey teras düzeni,
- Dev heykellerin tanrı–kral sentezini yansıttığı,
- UNESCO yılı (1987) ve tümülüsün yüksekliği–çapı gibi sayısal ayrıntıların şıklarda kullanılabildiği.
5. Dört Alanı Birlikte Okumak
Bu dört yer, aslında tek bir büyük cümlenin farklı kelimeleri gibi:
- Troia – Efsaneden bilime geçiş; çok katmanlı bir höyük ve “Denizsel Troia Kültürü” kavramı.
- Efes/Celsus Kütüphanesi – Liman kenti, Roma kamusal mimarisi ve bilgi–anıtsallık ilişkisi.
- Aphrodisias – Mermer, heykel atölyeleri, Aphrodite tapınağından bazilikaya dönüşen kutsal alan; Caria’nın başkent kimliği.
- Nemrut – Küçük bir krallığın, Pers–Helen sentezli ideolojisini göğe doğru yükselttiği anıtsal dağ tapınağı.
Sınav diliyle söylersek:
