Turizm “dünyanın en büyük barış endüstrisi” gibi olumlu bir etiket taşısa da, pratikte eşitsiz ilişkilere kapı aralayabilir. Turizm; sosyal sınıf, cinsiyet, etnik köken, engellilik ve kültürel bağlam gibi eksenlerde adaletsizlikleri hem azaltma hem de artırma potansiyeli olan bir alandır.
2) Turizmde sosyal adalet: “İnsan hakkı” vurgusu
-
Ünite, turizme katılımın eşitlik temelinde ele alınması gerektiğini söyler: “Temel bir insan hakkı olan turizm faaliyetlerine herkesin eşit şekilde katılımı” fikri Turizmde Global Etik İlkeler içinde de yer alır.
-
Bu çerçevede özellikle engelliler ve yoksullar gibi dezavantajlı grupların turizme erişiminin kamu politikalarıyla desteklenmesi gerektiği vurgulanır.
-
Sosyal adaletin bir diğer boyutu: turizmden doğan ekonomik fayda ve katma değerin paylaşımında adil dengekurulmasıdır.
3) Turizmde eşitsizlik nerelerde görünür?
Ünite, turizmin sunduğu olanaklardan herkesin eşit yararlanamadığını; cinsiyet, ırk, sınıf, yaş, etnik köken ve bedensel engeller gibi nedenlerle dışlanmalar yaşandığını örneklerle anlatır.
Sınav odaklı ana örnekler:
-
Bölgesel yoğunlaşma: Turizm yatırımlarının belli bölgelerde toplanması, diğer bölgelerin az gelişmişliğini pekiştirebilir.
-
Kadın emeği: Dünya turizm işgücünün %54’ü kadın olmasına rağmen; cinsel taciz, ücret eşitsizliği, niteliksiz işlerde yoğunlaşma, sektörde “meta”laştırma gibi sorunlar vurgulanır.
4) Turizmde cinsiyet eşitsizliği (Toplumsal cinsiyet)
Bu ünitede toplumsal cinsiyet eşitsizliği, yalnızca istihdamın “kadın ağırlıklı” olmasına indirgenmez; sektör içi güç ilişkileriyle okunur:
-
Turizmde kadınların karşılaştığı yapısal sorunların (ücret, taciz, kariyer engelleri vb.) altı çizilir.
-
Ünitede ayrıca güncel bir referans olarak **“Turizmde Kadın Üzerine Küresel Raporu (2019)”**ndan, kadınların güçlenmesine dönük eylem alanlarına değinilir.
5) Engellilik ve “erişilebilir turizm” (erişilebilirlik adaleti)
-
Engelliler “dünyanın en büyük azınlığı” olarak nitelenir ve dünya nüfusunun yaklaşık %15’ini oluşturduğu belirtilir.
-
WHO verisine atıfla dünyada 1 milyardan fazla engelli birey olduğundan söz edilir; bu da yaklaşık “her 7 kişiden 1’inin” seyahatte engellerle karşılaşabileceği anlamına gelecek şekilde yorumlanır.
-
Ünite, kavramsal olarak:
-
Erişilebilirlik tanımını verir.
-
Erişilebilir turizmi; hareketlilik–görme–işitme–bilişsel erişim boyutlarını içeren, evrensel tasarım ve paydaş iş birliği ile herkesin insan onuruna yakışır biçimde turizm hizmetlerinden yararlanmasını hedefleyen anlayış olarak açıklar.
-
-
Tipik engeller: uyarlanmış oda/transfer eksikliği, erişilebilir araç ve restoran azlığı, erişilemeyen web siteleri, uyarlanmış tuvalet eksikliği, erişilemeyen sokaklar vb.
-
Hukuki vurgu: AİHM’in engellilik bağlamında pozitif yükümlülük tartışmasına konu olan Botta/İtalya davasına değinilir (başvurucu: Maurizio Botta, 1939 doğumlu).
6) Turizmde eşitsizliği azaltmaya dönük “dönüştürücü” yaklaşımlar
Ünite, turizmdeki adaletsizliklere yanıt olarak dayanışma ve karşılıklı anlayışı büyütmeyi hedefleyen alternatif yaklaşımları öne çıkarır: sorumlu turizm, yoksul yanlısı turizm, turizmde adil ticaret, gönüllü turizm, gerçeklik turları ve uluslararası dayanışma hareketleri.
a) Yoksul Yanlısı Turizm (Pro-Poor yaklaşım)
-
“Bir turizm çeşidi değil, bir yaklaşım” olarak ele alınır.
-
Stratejiler 3 ana odağa toplanır:
-
Artan ekonomik faydalar,
-
Ekonomik olmayan etkilerin geliştirilmesi,
-
Politika/süreç reformu.
-
b) Yoksulluk Turizmi / Gecekondu–Getto Turizmi
-
Dezavantajlı kentsel alanlara yönelik turizmin, doğru planlandığında yoksul yanlısı bir forma dönüşebileceği; ama metalaşmış/röntgenci bir biçime kayarsa zarar üretebileceği vurgulanır.
-
“İdeal” halde; dayanışma, karşılıklı anlayış ve yerel toplulukların güçlenmesi gibi özellikler sıralanır (Scheyvens, 2001).
c) Adil Turizm – Turizmde Adil Ticaret
-
Ev sahibi toplum adına daha adil sonuçlar için ölçütler geliştirme; faydanın paylaşımında adalet gibi hedeflerle anlatılır.
d) Gönüllü Turizm (Voluntourism)
-
Turistlerin destinasyondaki sosyal/çevresel projelere katkısını öne çıkaran yaklaşım olarak çerçevelenir.
e) Gerçeklik Turları & Uluslararası Dayanışma
-
Turistleri, adaletsizliğe maruz kalan ev sahibi toplulukların “yaşanmış gerçekliği” ile yüzleştirme; adalet için turist–ev sahibi toplulukları örgütleme fikri vurgulanır.
Turizm, doğru kurgulanmadığında eşitsizliği büyütebilir; ama erişilebilirlik, adil paylaşım ve dayanışma odaklı yaklaşımlarla sosyal adaletin aracı hâline de getirilebilir.
