Göbeklitepe – Çatalhöyük – Hattuşa – Ani

“İlk Tapınak”, “İlk Köy”, “Bin Tanrılı Kent” ve “1001 Kiliseli Şehir”

Bu kategori, aslında Anadolu tarihine zaman çizelgesi gibi bakmanı istiyor:

  • Göbeklitepe: Tarım öncesi dönemde, avcı–toplayıcıların kurduğu anıt tapınaklar.
  • Çatalhöyük: Neolitik dönemde, “sokaksız”, çatılardan yürüdüğümüz ilk büyük köy/kent.
  • Hattuşa: “Bin Tanrılı” Hitit İmparatorluğu’nun planlı başkenti.
  • Ani: Orta Çağ İpek Yolu üzerinde, “1001 kiliseli şehir” diye anılan sınır kenti.

Dört nokta, “Anadolu’da şehir ve inanç nasıl evrildi?” sorusunun dört aşaması gibi okunabilir.


1. Göbeklitepe: Tarım Bile Yokken Anıt Tapınak Vardı ⛰️🦌

Şanlıurfa yakınlarındaki Göbeklitepe, bugün için bildiğimiz en eski anıtsal tapınak kompleksi. Kazılar, alanın MÖ 9600–8000 civarına, yani Pre-Pottery Neolitik (Çanak Çömleksiz Neolitik) döneme ait olduğunu gösteriyor.  

T Şeklindeki Dikilitaşlar ve Hayvan Kabartmaları

  • Alanda, dairesel ya da oval planlı, ortasında ikiz büyük sütun olan ritüel yapılar var.
  • Bu sütunlar T biçiminde, 5–6 metreyi bulan yüksekliğe ve birkaç ton ağırlığa ulaşabiliyor. Üzerlerinde:
    • Yaban domuzu, yılan, akrep, tilki, turna, aslan gibi hayvan kabartmaları,
    • Kemer, el, parmak gibi insansı detaylar görülüyor.  

Yani burada hem ilk anıtsal mimarilerden biri, hem de en eski “inanç ikonografisi” ile karşı karşıyayız.

Neden Önemli?

Çünkü Göbeklitepe bize şu klasik ezberi bozduruyor:

“Önce tarım, sonra yerleşik hayat ve tapınak” değil;

bazen önce inanç ve ritüel alanı, sonra yerleşiklik gelebiliyor.  

2018’de UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alındı; dosyada, Göbeklitepe’nin “insan yapımı anıtsal mimarinin bilinen ilk örneklerinden biri” olduğunun altı çiziliyor.  


2. Çatalhöyük: Sokaksız Şehir, Çatılardan Yürüdüğümüz Neolitik Düzen 🏠🎨

Konya Ovası’nın doğusunda, Hasan Dağı’nı karşısına alan Çatalhöyük, yaklaşık MÖ 7400–6000 arasında kesintisiz iskan görmüş büyük bir Neolitik yerleşim.  

Sırt Sırta Evler, Çatılardan Giriş

  • Evler sırt sırta bitişik; arada bildiğimiz anlamda “sokak” yok.
  • Yerleşim içinde dolaşım, çatılardan ve damlardan yapılıyor; eve giriş de çoğu zaman çatıda açılan bir delikten sağlanıyor.  

Bu model, Çatalhöyük’ü literatürde “sokaksız şehir” olarak ünlü yapıyor.

Duvar Resimleri ve Sembolik Dünya

Evlerin içi, sadece günlük yaşama değil, sembol ve ritüellere de sahne:

  • Duvar resimleri (av sahneleri, geometrik motifler, olası volkan tasvirleri),
  • Kabartmalar, boğa başı tasvirleri, gömü gelenekleri…  

UNESCO, 2012’de Çatalhöyük’ü Dünya Miras Listesi’ne alırken özellikle şuna vurgu yapıyor:

Büyüklüğü, uzun süreli iskânı, özgün planı ve sembolik buluntuları sayesinde, insanlık tarihini anlamak için kilit bir Neolitik referans noktası.  


3. Hattuşa: “Bin Tanrılı Halkın” Başkenti 🦁📜

Çorum/Boğazkale’deki Hattuşa, MÖ 2. binyılda Hitit İmparatorluğu’nun başkenti.  

Kapılar, Tapınaklar ve Yazılıkaya

Kent dokusunda özellikle üç şey öne çıkıyor:

  1. Surlar ve Kapılar
    • “Aslanlı Kapı”, “Kral Kapısı”, “Sfenksli Kapı” gibi anıtsal girişler,
    • Tüneller, kuleler ve geniş sur hattı.  
  2. Tapınaklar ve Resmî Yapılar
    • Aşağı şehirdeki Büyük Tapınak (fırtına tanrısı ve güneş tanrıçasına adanmış),
    • Yukarı şehirde çok sayıda tapınak, “bin tanrılı” Hitit dinini somutlaştırıyor.  
  3. Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı
    • Şehrin hemen dışındaki bu kaya mabedinde, tanrı alaylarını gösteren kabartmalarla dolu duvarlar var.
    • Hitit panteonunu adeta taş üzerinde “tanıtım geçidi” gibi gösteriyor.  

Hattuşa, 1986’da UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girdi. Aynı zamanda Boğazköy tabletleri sayesinde, bugün hâlâ binlerce çivi yazılı belge okunuyor; hatta 2023 kazılarında tamamen yeni bir Anadolu diline ait metin parçası bulundu.  

Bu yüzden Hattuşa, hem arkeolojik şehir planı, hem de dil–din–devlet arşivi olarak benzersiz.


4. Ani: İpek Yolu Üzerinde “1001 Kiliseli Şehir” ⛪🕌

Kars yakınlarındaki Ani arkeolojik alanı, Türkiye–Ermenistan sınırında, Arpaçay vadisine bakan bir plato üzerinde kurulmuş Orta Çağ kenti.

  • 10–11. yüzyılda Bagratlı (Bagratuni) Ermeni Krallığı’nın başkenti olarak büyük bir zenginlik ve nüfusa ulaşıyor.  
  • Konumu, Ani’yi İpek Yolu’nun Kafkaslar’a açılan kapılarından biri hâline getiriyor.  

Farklı Dinler, Farklı Mimariler

Bugün alanda:

  • Farklı dönemlere ait Ermeni kiliseleri (Surp Krikor, Surp Prkitch – Keçeli Kilise, Surp Astvatsatsin – Aziz Meryem vb.),
  • Büyük Katedral (Ani Katedrali),
  • Selçuklu camisinin erken örneklerinden biri kabul edilen Menuçehr Camii,
  • Kervansaray, köprü kalıntıları, saray ve savunma yapıları

yan yana duruyor.  

Bu da Ani’yi şu açıdan çok özel kılıyor:

Aynı şehirde, Ermeni, Gürcü, Selçuklu ve diğer yerel geleneklerin mimarisini birlikte görebiliyorsun.

2016’da UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alındı; dosyada özellikle, Ani’nin İpek Yolu üzerindeki çok kültürlü bir ortaçağ metropolü olduğu vurgulanıyor.  


5. Dört Alanı Aynı Çizgide Okumak

Bu dörtlü, Anadolu’ya baktığında zaman çizelgesini şöyle okumayı öğretiyor:

  • Göbeklitepe → Henüz tarım tam yerleşmemiş, ama insanlar bir araya gelip anıt tapınaklar yapıyor; inanç, mimariden çok önce sahneye çıkıyor.  
  • Çatalhöyük → Yerleşik hayat artık gündelik, ama şehir düzeni bugünkünden çok farklı: sokaksız, çatılardan yürüdüğümüz bir dünyadayız.  
  • Hattuşa → İmparatorluk çağı; tanrıların ve kralların adı çivi yazısıyla tabletlerde, şehir planı surlarda ve tapınaklarda yaşıyor.  
  • Ani → Orta Çağ’da İpek Yolu üzerinde, farklı din ve kültürlerin taşla imza attığı bir “sınır metropolü”.  

Yorum Ekle

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Gönderiler

Kategoriler

Ayrıca Hoşunuza Gidebilir

Kurs Hazır