Fatih Sultan Mehmed

👑 Kimliği ve Kişiliği

  • İki Kez Tahta Çıkış: II. Murad’ın oğlu olan II. Mehmed, 1444–1446 arasında çocuk yaşta kısa süreli olarak tahta çıkmış; iç ve dış buhranlar nedeniyle yönetimi yeniden babasına bırakmıştır. II. Murad’ın vefatından sonra 1451’deikinci kez ve kalıcı olarak tahta geçmiştir.
  • “Rönesans Hükümdarı” Profili: Birçok tarihçi tarafından, Doğu ve Batı kültürlerini birlikte okuyan bir hükümdar tipiyle ilişkilendirilir. Felsefe, coğrafya ve tarihe ilgi duymuş; Antik ve Ortaçağ metinlerini incelemeye yönelmiştir (ör. Homeros geleneği, Batlamyus coğrafyası). Yabancı dillere ve farklı kültür çevrelerine merak duyduğu, çeşitli diller üzerinde çalıştığı aktarılır.
  • Şair Yönü (Avnî): “Avnî” mahlasıyla şiirler yazmış, bir Dîvân oluşturmuştur. İran edebiyatına ilgi duymuş; dönemin önemli isimleriyle (ör. Molla Câmî) temas kurma girişimleri kaynaklarda anılır.

🏰 İstanbul’un Fethi ve “Kayser-i Rum” Siyaseti

  • Fetih Hazırlığı: İstanbul’un alınmasını hem stratejik hem de ideolojik bir hedef olarak görmüştür. Bu doğrultuda Rumeli Hisarı (Boğazkesen) inşa ettirmiş; büyük kuşatma topları döktürmüş (özellikle Urban/Urbân ustanın adı anılır) ve kuşatmada klasik yöntemlerin ötesine geçen hamleler uygulamıştır (donanmanın Haliç’e karadan indirilmesi gibi).
  • Roma Mirası ve Meşruiyet: 29 Mayıs 1453’te İstanbul’un fethiyle “Fatih” unvanını almış; fetih sonrasında kendisini Roma/Bizans mirasının siyasal devamı olarak konumlandıran bir dil kurmuş ve “Kayser-i Rum”unvanını kullanmıştır. Bu yaklaşım, eski Roma coğrafyasında tek merkezli bir imparatorluk fikrini destekleyen bir meşruiyet stratejisi olarak yorumlanır.
  • Ayasofya ve Şehrin Yeniden Kuruluşu: Fetih sonrası Ayasofya camiye çevrilmiş; buna karşın İstanbul’un yeniden imarı ve nüfuslandırılması için farklı unsurları bir arada tutan bir “başkent projesi” yürütülmüştür. Şehirdeki gayrimüslim cemaatlerin varlığını sürdürmesine ve Patrikhane gibi kurumların devamına izin verilmesi, İstanbul’un kozmopolit bir imparatorluk merkezi olarak yeniden kurgulanmasının parçasıdır.

⚔️ Askerî Seferler ve İmparatorluk Stratejisi

Fatih’in genel çizgisi, hem Batı’da hem Doğu’da güç merkezlerini dengeleyerek imparatorluk alanını genişletmek olmuştur:

  • Balkanlar: Sırbistan (Belgrad hattı istisnasıyla), Mora, Bosna, Arnavutluk ve Eflak–Boğdan çevresine yönelik seferlerle bölgeyi doğrudan Osmanlı topraklarına katma veya Osmanlı üstünlüğünü kabul ettirme siyaseti izlemiştir.
  • Anadolu ve Karadeniz:
    • Trabzon (1461): Trabzon Rum İmparatorluğu’na son vererek Komnenos hanedanını tasfiye etmiştir.
    • Karadeniz Hâkimiyeti: Amasra (Ceneviz), Sinop (Candaroğulları) ve Kırım’da Kefe gibi merkezler üzerinden Karadeniz ticaret yollarını ve stratejik geçişleri Osmanlı denetimine alma hedefi öne çıkmıştır.
    • Otlukbeli (1473): Doğu’daki en güçlü rakiplerinden Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ı Otlukbeli Savaşı’nda yenmiştir.
  • İtalya / Otranto (1480): Ömrünün son döneminde Gedik Ahmed Paşa komutasındaki kuvvetlerle Otranto ele geçirilmiştir. Bu hamle genellikle, İtalya’da tutunma ve daha geniş bir Akdeniz/Avrupa stratejisinin (Roma’ya uzanabilecek bir hedef dâhil) parçası olarak değerlendirilir; ancak Fatih’in vefatıyla süreç yarım kalmıştır.

📜 Devlet Teşkilatı ve Merkezileşme

  • Mutlak Otorite ve Kadro Politikası: Fetih sonrasında, merkezî iktidarı güçlendirmek amacıyla güçlü aristokrat odakların etkisini kıran adımlar atmıştır. Bu çerçevede Çandarlı Halil Paşa’nın tasfiyesi, yönetimdeki eski dengeyi değiştiren kritik bir kırılma noktası olarak görülür. Yönetimde kul/devşirme kökenli bürokratlara daha fazla alan açılması, merkezî otoriteyi padişahın şahsında toplamaya hizmet etmiştir.
  • Kanunname-i Âl-i Osman: Teşkilat, protokol ve veraset düzenine ilişkin kuralların yazılı hale getirilmesi sürecinde öne çıkan metindir. Veraset çatışmasını önlemeye dönük, “nizâm-ı âlem” gerekçesiyle meşruiyet çerçevesi kuran hükümler, Osmanlı merkezileşmesinin sert yüzünü yansıtan başlıklardandır.
  • Topkapı Sarayı (Yeni Saray): Devletin yönetim merkezi olarak Sarayburnu’nda Topkapı Sarayı inşa ettirilmiş; saray teşkilatı ve devlet protokolü daha düzenli bir yapıya kavuşturulmuştur.

🎨 Bilim, Eğitim ve Sanat Hamiliği

  • Sanat: İtalyan ressam Gentile Bellini’yi İstanbul’a davet ederek portresini yaptırmıştır. Ayrıca yerli sanatçı Sinan Bey’in Fatih’e atfedilen ünlü “gül koklayan” portresi, dönemin saray-sanatı ilişkisini simgeleyen örneklerdendir.
  • Bilim: Semerkant geleneğinin önemli isimlerinden Ali Kuşçu İstanbul’a getirilmiş; bilimsel birikimin merkezde toplanmasına katkı sağlanmıştır.
  • Eğitim: Fatih Külliyesi ve Sahn-ı Seman Medreseleri, dönemin en üst düzey eğitim kurumları olarak teşkilatlanmış; İstanbul’un ilim merkezi olma iddiası kurumsallaştırılmıştır.

⚠️ Döneme Yönelik Tepkiler ve Sonuçları

Fatih’in yoğun sefer politikası, artan mali yük ve mülk/vakıf düzenlemelerine ilişkin uygulamalar, bazı çevrelerde hoşnutsuzluk doğurmuştur. Özellikle ekonomik baskı ve mülkiyet düzenindeki müdahaleler, ulema ve yerleşik güç odaklarıyla gerilim yaratabilmiştir. Bu atmosferin, Fatih sonrası dönemde II. Bayezid’in bazı uygulamaları yumuşatmaveya dengelemeye yönelmesinde etkili olduğu değerlendirilir.

Yorum Ekle

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ayrıca Hoşunuza Gidebilir