Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı Şehir Medeniyetinin Doğduğu Topraklar
Bursa ve Cumalıkızık, çoğu zaman sadece “tarihi birer gezi rotası” gibi anlatılır: güzel evler, eski camiler, taş sokaklar… Oysa bu bölge, aslında Osmanlı şehir medeniyetinin denendiği ilk laboratuvardır.
Erken Osmanlı dönemini anlamak için sadece Bursa’ya değil, onunla aynı kültürel iklimi paylaşan İznik, Mudurnu, Eskişehir Odunpazarı, Safranbolu ve Gaziantep gibi şehirlere de birlikte bakmak gerekir. Ortaya, cami ve külliyelerle şekillenen, esnaf teşkilatlarıyla örgütlenen, su yapılarıyla ayakta duran, bütünlüklü bir şehir modeli çıkar.
Erken Osmanlı Mimarisinin Sahnesi: Bursa ve Çevresi 🕌
Süleyman Paşa Medresesi: İlk Osmanlı Medreselerinden Biri
Bugün İznik’in merkezinde, çarşıya yakın bir noktada karşımıza çıkan Süleyman Paşa Medresesi, 14. yüzyıl ortalarına tarihlenen ve ayakta kalmış en eski Osmanlı medresesi kabul edilen bir yapıdır. Medreseyi, Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa yaptırmıştır.
Öne çıkan özellikleri:
- Açık avlulu ve U planlı bir şema: Ortada revaklarla çevrili küçük bir avlu, çevresinde kubbeli hücreler (talebe odaları) ve bir de dershane bulunur.
- Yapı malzemesi olarak moloz taş + tuğla birlikte kullanılmış; yer yer devşirme malzeme (eski yapılardan alınmış sütun, blok vs.) görülür.
- Başlangıçta sadece bir “okul” değil, İznik’te yeni kurulan Osmanlı düzeninin ilim ve otorite merkezi rolündedir.
Bugün ziyaret ettiğinde, avludaki küçük dükkânlar, sergilenen çiniler ve sakin atmosfer, sana bir “açık hava müzesi” hissi verir. Ama arka planda aslında şu soru yatar:
Osmanlı, Bizans’tan devraldığı bir kentte kendi ilim ve hukuk sistemini nasıl yerleştirdi?
Süleyman Paşa Medresesi bunun taşla yazılmış cevabıdır.
Orhan Gazi Külliyesi: Bursa’da Şehir Çekirdeği
Bursa’nın tam ticaret merkezinde yükselen Orhan Gazi Camii, 1339–1340 yıllarında inşa edilmiş ve Orhan Gazi Külliyesinin merkezi olmuştur.
Külliyenin vakfiyelerinde yer alan bileşenler:
- Cami
- Medrese (medrese)
- İmaret (aşevi)
- Hamam
- Han (Emir Han)
Bu yapıların hepsi birlikte düşünüldüğünde, karşımıza sadece bir ibadet yapısı değil, tam anlamıyla bir “şehir motoru”çıkar:
- Cami: Dini hayatın merkezidir.
- Medrese: Hukuk, din ilimleri ve Arapça eğitimi burada verilir.
- İmaret: Yoksullara, yolculara ve talebelere ücretsiz yemek dağıtan sosyal yardımlaşma kurumu.
- Hamam: Hem temizlik hem sosyalleşme mekânı.
- Han: Ticaret yapan tüccarların konakladığı, aynı zamanda külliyeye gelir getiren ekonomik yapı.
Yani Bursa’da çarşıda dolaşırken “Orhan Camii + Emir Han + hamam + çarşı” kombinasyonunu gördüğünde, aslında erken Osmanlı şehir modelinin bütününü gözünün önünde görmüş oluyorsun.
Anadolu Kent Dokusu: Mudurnu, Odunpazarı ve Safranbolu 🏘
Mudurnu Yıldırım Camii: Küçük Bir Kentte Büyük Bir Odak
Bolu’nun şirin ilçesi Mudurnu, tam bir “küçük Osmanlı kasabası” atmosferine sahiptir. Burada yükselen Yıldırım Camii, ilçenin siluetini belirleyen en önemli yapıdır.
Öne çıkan noktalar:
- Yapı, Yıldırım Bayezid dönemine bağlanır; kimi kaynaklar kurucuyu I. Murad’a götürür, ama ortak nokta şu: erken Osmanlı dönemi büyük bir sultan himayesiyle inşa edilmiştir.
- Mimarı olarak kayıtlarda Ömer bin İbrahim geçer; bu da taşra ölçeğinde bile mimarın isminin önemsendiğini gösterir.
- Plan şemasında geniş bir harim, sade bir minare ve çevresinde camiyi besleyen küçük ticari birimler/kent dokusu yer alır.
Bugün Mudurnu sokaklarında yürürken, Yıldırım Camii’ni bir “odak noktası” gibi düşünmek, çevresindeki ahşap evleri, dereyi ve çarşıyı bu merkezle ilişkili okumak, sana Osmanlı kasabasının işleyiş mantığını gösterir.
Odunpazarı Kurşunlu Külliyesi: Menzi̇l Külliyesi ve Şehir İlişkisi
Eskişehir’in Odunpazarı semtindeki Kurşunlu Külliyesi, 16. yüzyılda vezir Çoban Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır (yaklaşık 1515–1526 arası).
Önemli özellikleri:
- Külliye; cami, medrese, imaret, türbe, sıbyan mektebi ve kervansaray gibi birimlerden oluşan bir menzil külliyesidir. Yani sadece mahalle halkına değil, yoldan geçenlere, kervanlara ve yolculara hizmet eder.
- Mimarı büyük ihtimalle, Mimar Sinan’dan önce Osmanlı’nın başmimarı olan Acem Ali (Alaeddin Ali Bey)’dir.
- Konumu, Üsküdar–Payas güzergâhındaki menzil sistemi içinde bir durak noktasıdır; bu da Odunpazarı’nın sadece yerel değil, bölgesel bir rolü olduğunu gösterir.
Bugün Odunpazarı’nda:
- Üst üste yığılmış ahşap evler,
- Arnavut kaldırımlı sokaklar,
- Kurşunlu Külliyesi’nin avlusu, avludaki el sanatları atölyeleri
bir araya geldiğinde, Osmanlı’nın “yol – şehir – külliye” ilişkisini çok net hissedersin.
Safranbolu: Osmanlı Sivil Mimarisinin Açık Hava Arşivi
Safranbolu, 1994’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan, Osmanlı döneminden kalma konakları ve çarşı dokusunu olağanüstü derecede iyi korumuş bir şehirdir.
Şehrin karakteri:
- Kervan ticaretinin durağı: 13. yüzyıldan itibaren Anadolu içlerinden Karadeniz limanlarına uzanan ticaret yollarında önemli bir konaklama ve ticaret merkezidir.
- Üç ana bölge: Kale çevresi (idari merkez), çarşı kesimi (esnaf ve hanlar) ve konut alanları (konaklar).
- Konaklarda tipik plan: sofa + odalar, alt katta ahır/depo, üst katta yaşam katı; ahşap tavan süslemeleri, içlik–dışlık odalar, kışlık–yazlık kullanım ayrımları…
UNESCO’ya girişinden sonra, bakımsız konaklar restore edilmiş, geleneksel el sanatları (bakırcılık, yemenicilik, lokum üretimi vb.) yeniden canlanmıştır.
Safranbolu’yu, Bursa ve Cumalıkızık ile birlikte düşündüğünde elinde şu tablo oluyor:
Bursa – imparatorluğun erken başkenti;
İznik – ilim ve siyaset geçiş noktası;
Safranbolu – kara ticaret yollarının hanlı–konaklı kervan şehri.
Hepsi aynı mimari ve sosyal kodların farklı ölçeklerde sahnelenmiş halleri.
Şehir Hayatının Gizli Kahramanı: Ahilik ve Ahi Evran ⚙️
Anadolu şehirlerinde ekonomik hayatı sadece “pazar” kelimesi açıklamaz; arkasında çok güçlü, örgütlü bir yapı vardır: Ahilik.
- Kurucu figür olarak Ahi Evran, 13. yüzyılda Kırşehir merkezli bir esnaf, zanaatkâr ve tasavvuf lideri olarak öne çıkar.
- Ahilik, esnafı mesleki beceri + ahlaki değerler birleşiminde eğitir: doğruluk, dürüstlük, ölçü-tartıda adalet, müşteriye saygı, israftan kaçınma vb.
- Ustalar, kalfalar ve çıraklar arasında kesin bir hiyerarşi vardır; herkes hem sosyal hem mesleki açıdan denetlenir.
Bursa çarşısında gezerken:
- Aynı arasta içinde aynı işi yapan dükkânların dizildiğini,
- Fiyatların birbirine çok yakın olduğunu,
- Mesleklerin “sır” gibi kuşaktan kuşağa aktarıldığını
görüyorsan, bilin ki bunun temelinde Ahilik teşkilatı vardır. Bursa, İznik, Safranbolu, Mudurnu, Eskişehir gibi şehirlerde görülen düzenli çarşı kurgusu, Ahiliğin somut sonucu aslında.
Su Yapıları ve Kentsel Konfor: Gaziantep Kastelleri ve Ötesi 💧
Gaziantep Kastelleri: Yeraltındaki Su Merkezleri
Gaziantep’in altı adeta delik deşik bir su ağıyla örülüdür. Livas adı verilen yeraltı su tünelleri, uzak kaynaklardan suyu şehre getirir; bu suların kullanıma açıldığı noktalara ise “kastel” denir.
Kastellerin özellikleri:
- Genellikle zeminin altında, merdivenle inilen mekânlardır.
- İçlerinde su hazneleri, yalaklar ve çoğu zaman abdest–gusül gibi dini temizlik ihtiyaçlarına dönük bölümlerbulunur.
- Sadece su çekilen bir yer değil, mahallenin sosyalleşme mekânıdır; insanlar burada buluşur, konuşur, bekler, ibadet öncesi temizliğini yapar.
UNESCO Geçici Listesi’ndeki tanımlarda, Gaziantep’in yeraltı su yapılarının, “ortaçağ kamusal su yönetim sistemi”olarak değerlendirildiğini görüyoruz.
Bugün bir kastelin içine indiğinde:
- Nemli taş duvarlar,
- Tavandan sızan ışık hüzmeleri,
- Su sesinin yankılanması
sana sadece teknik bir altyapıyı değil, eski bir şehir kültürünü hissettirir.
Gaziantep Kalesi ve “Kala-ı Füsus”: Şehrin Stratejik Yüzü
Gaziantep’in tam ortasındaki tepe üzerinde yükselen kale, tarih boyunca şehri koruyan ve denetleyen bir üst noktadır. Kimi kaynaklarda bu kale, “Kala-ı Füsus” adıyla geçer; bu ifade, kalenin askeri ve stratejik konumuna yapılan vurguyu yansıtır.
Kale–şehir ilişkisi:
- Kalenin eteklerinde çarşı ve mahalleler;
- Kale, hem güvenlik hem de idari bir merkez;
- Su yapıları (livas ve kasteller) ile birlikte düşünüldüğünde, şehrin hem askeri hem yaşamsal omurgasınıoluşturur.
Bursa’da sur içi, Safranbolu’da kale ve çarşı, Gaziantep’te kale ve kastel ağı… Hepsi, Osmanlı ve öncesi dönem şehirlerinde yüksek bir çekirdek + eteklerde mahalle–çarşı örgütlenmesi modelini tekrarlar.
