Kurumlar, “amiral kazılar” ve bilimsel yayınlarla şekillenen bir miras
🧭 Hızlı Zaman Çizelgesi
- 1880’ler–1900’ler: Müzeleşme, ilk bilimsel kazılar, eser koruma bilinci (Osman Hamdi Bey ve devamı)
- 1930’lar: Cumhuriyet’in arkeoloji hamlesi, Alacahöyük gibi büyük kazılar
- 1948 → Anadolu’nun yazılı tarihine kapı açan kazılar (Kültepe/Kaniş)
- 1988 → Troia’da modern dönem kazıları
- 1993 → Çatalhöyük’te yeni dönem
- 1995 → Göbeklitepe kazılarının başlaması ve Neolitik tartışmalarının büyümesi
1) 🏛️ Öncüler ve Kurumsal Temeller: Müze, Mevzuat, Bilimsel Kazı
Osman Hamdi Bey
Türkiye’de modern anlamda ilk bilimsel kazıları başlatan, aynı zamanda müzecilik ve eser koruma kültürünün kurucu isimlerinden biridir. Arkeolojiyi yalnızca “buluntu çıkarma” değil; koruma–belgeleme–sergileme zinciri olarak ele alan yaklaşımı, sonraki kuşakların zeminini oluşturdu.
Halil Ethem Eldem
Osman Hamdi Bey’den sonra müzecilik ve kültür varlıklarının korunması alanında kurumsal sürekliliği sağlayan en önemli isimlerdendir.
Neden önemli? Türkiye’de arkeolojinin “kazı” kadar müze yönetimi ve bilimsel hafıza ile büyüdüğünü gösteren halkadır.
Aziz Ogan
Özellikle İstanbul Arkeoloji Müzeleri çizgisinde, koleksiyon yönetimi, sergileme düzeni ve müze kurumsallaşması gibi alanlarda öne çıkan isimlerdendir.
2) 🇹🇷 Cumhuriyet Dönemi Kurucuları: Kurumlar, Kazılar, Uzman Kuşaklar
Atatürk
Türkiye’de arkeoloji ve Hititoloji’nin gelişiminde belirleyici rol oynamıştır. Türk Tarih Kurumu’nun (TTK) kurulması, 1935’te Alacahöyük kazılarının başlatılması ve yurt dışına öğrenci gönderilerek (Sedat Alp, Halil Demircioğlu, Ekrem Akurgal vb.) uzman yetiştirilmesi bu dönemin omurgasıdır.
Remzi Oğuz Arık & Hamit Zübeyr Koşay
Cumhuriyet’in ilk büyük başarısı sayılan Alacahöyük kazılarını gerçekleştirerek, buradaki seçkin buluntuların ortaya çıkarılmasına ve Anadolu tarihinin yeniden değerlendirilmesine güçlü katkı sağlamışlardır.
3) 🪨 Neolitik Çağ ve Tarih Öncesi: Anadolu’nun “En Eski” Sahnesi
Klaus Schmidt
Göbeklitepe kazılarını 1995’ten itibaren yürüterek alanın önemini dünya gündemine taşımış; buranın tarih öncesi dönemde anıtsal/ritüel odaklı bir merkez olduğuna dair yaklaşımı güçlendirmiştir.
Halet Çambel & Robert J. Braidwood
Güneydoğu Anadolu’da kapsamlı yüzey araştırmaları yaparak Çayönü çalışmalarına öncülük etmişlerdir. Göbeklitepe’nin erken dönemde tespitinde de adları geçer; ancak alanın dünya ölçeğindeki etkisini “kazı-yayın” süreciyle büyüten isim olarak Schmidt öne çıkar.
James Mellaart
Çatalhöyük, Hacılar ve Beycesultan kazılarıyla Anadolu’nun Neolitik–Kalkolitik dönemlerini aydınlatmış; Çatalhöyük’ün duvar resimleri ve sembolik buluntularıyla tanınmıştır.
Ian Hodder
1993’te Çatalhöyük’te yeni dönem kazılarını başlatarak yerleşimi sosyal yapı, mekân kullanımı ve sembolizm üzerinden çok disiplinli bir yaklaşımla incelemiştir.
Harald Hauptmann
Şanlıurfa Müzesi ile birlikte Nevali Çori ve Gürcütepe kazılarını yürütmüş, Göbeklitepe kazılarının başlamasına destek vermiştir. Ayrıca Fırat Havzası kurtarma kazılarında (Norşuntepe, Lidar Höyük) önemli çalışmaları vardır.
Ufuk Esin
Aşıklı Höyük, Tepecik ve Değirmentepe kazılarıyla tanınan; Türkiye prehistoryasında güçlü bir akademik çizgiyi temsil eden isimlerdendir.
Mehmet Özdoğan
Çayönü kazılarında çalışmış; Mezraa Teleilat ve Marmara Neolitiği araştırmalarında (örn. Aktopraklık) etkin rol oynamıştır.
4) 🔱 Tunç Çağı, Hitit ve Asur Ticaret Kolonileri: Yazının Kapısını Açan Kazılar
Tahsin Özgüç
Kültepe (Kaniş/Karum) kazılarını 1948’de başlatarak Anadolu’nun yazılı tarihine (Asur Ticaret Kolonileri Çağı) ışık tutmuştur. Ayrıca Maşat Höyük ve Altıntepe kazılarını yönetmiştir.
Nimet Özgüç
Kültepe kazılarında çalışmış ve Acemhöyük kazılarını yürütmüştür.
Sedat Alp
Türkiye’de Hititoloji’nin kurucusu kabul edilen isimlerdendir. Konya Karahöyük kazıları; Hitit hiyeroglifleri ve mühürleri üzerine (özellikle şahıs adları ve unvanlar) çalışmalarıyla uluslararası ölçekte tanınmıştır.
Kurt Bittel, Peter Neve, Jürgen Seeher
Alman Arkeoloji Enstitüsü adına Hitit başkenti Hattuşa (Boğazköy) kazılarını uzun yıllar yönetmiş, sistematik belgeleme ve yayın geleneğini güçlendirmişlerdir.
5) 🏺 Troia: Efsaneden Bilimsel Katmanlara
Manfred Korfmann
Troia kazılarını yönetmiş, kentin Tunç Çağı’ndaki önemini ve aşağı şehir yerleşimini öne çıkaran çalışmalarıyla Troia’yı modern dönemde yeniden “merkez” konuma taşımıştır.
(Öncesinde Schliemann, Dörpfeld ve Blegen kazıları vardır; Korfmann modern dönemin büyük ivmesini temsil eder.)
6) 🏛️ Klasik Arkeoloji ve Bölgesel Okullar: Ege’den Akdeniz’e
Ekrem Akurgal
Klasik arkeolojinin duayenidir. Eski İzmir (Bayraklı), Phokaia (Foça), Erythrai ve çevresindeki çalışmalarla tanınır. “Anadolu uygarlıkları” perspektifini sentezleyici eserleriyle güçlendirmiştir.
Arif Müfid Mansel
Türkiye’de ilk sürekli klasik arkeoloji kazılarını 1948’de Perge ve Side’de başlatmıştır.
Jale İnan
Perge ve Side kazılarını devam ettirmiş; özellikle Perge heykeltıraşlığı üzerine çalışmalarıyla öne çıkmıştır.
Kenan Erim
Aphrodisias kazılarıyla özdeşleşmiş, kentin ve heykeltıraşlık okulunun dünyaya tanıtılmasını sağlamıştır.
Cevdet Bayburtluoğlu
Arykanda kazılarını yürütmüş ve Likya bölgesi üzerine çalışmalarıyla tanınmıştır.
7) 🏔️ Doğu Anadolu ve Urartu Hattı:
Oktay Belli
Doğu Anadolu’da Urartu uygarlığı üzerine yaptığı yüzey araştırmaları ve kazılarla (Anzaf Kalesi vb.) tanınır.
Afif Erzen
Urartu/Van havzası çalışmaları ve bölgesel arkeoloji literatürüne katkılarıyla mutlaka anılması önerilen isimlerdendir.
8) 🦁 Halet Çambel’i Bir Kez Daha: Bilim + Mirasın Halka Açılması
Halet Çambel
Karatepe-Aslantaş (Geç Hitit) kazılarını yürütmüş ve buradaki açık hava müzesi yaklaşımının yerleşmesinde kritik rol oynamıştır.
Bu, arkeolojinin “sadece kazı” olmadığını; mirasın toplumla buluşturulması ayağının da en az bilimsel üretim kadar önemli olduğunu gösterir.
Uluğ Bahadır Alkım
Güney ve Güneydoğu Anadolu’daki saha geleneğini besleyen, bölgesel arkeoloji araştırmalarında anılan önemli isimlerdendir. Bu hat, özellikle “Anadolu’nun güney kuşağı” kazılarını toparlarken metni güçlendirir.
9)🌟 Diğer Önemli Katkı Sahipleri: Anadolu Arkeolojisinin Geniş Kadrosu
Türkiye arkeolojisi yalnızca “amiral kazılar” ve birkaç büyük isimle değil; bölgesel kazılar, uzun soluklu belgeleme, yayın üretimi ve uzmanlık alanları sayesinde bugünkü seviyesine ulaştı. Aşağıdaki isimler, farklı coğrafya ve dönemlerde yürüttükleri çalışmalarla Anadolu arkeolojisinin geniş kadrosunu temsil eder:
•Muhibbe Darga (Hitit sanatı): Hitit sanatı ve ikonografisi üzerine çalışmalarıyla, Hitit dünyasının görsel dili ve kültürel üretimini anlamaya dönük literatüre önemli katkılar sağlamıştır.
•Baki Öğün (Kaunos): Karia bölgesinin seçkin merkezlerinden Kaunos üzerine çalışmalarıyla, özellikle bölgesel arkeoloji ve kent tarihi okumalarına katkı sunmuştur.
•Fahri Işık (Patara): Likya’nın başkentlerinden sayılan Patara kazılarıyla anılan; Likya arkeolojisi ve Akdeniz kıyı yerleşimleri üzerine önemli bilimsel üretim yapan isimlerdendir.
•Orhan Bingöl (Magnesia):Magnesia (Maiandros/Menderes) ad Maeandrum kazılarıyla, Hellenistik–Roma dönemine ait kent dokusu, mimarlık ve sanat verilerinin değerlendirilmesinde öne çıkar.
•Tomris Bakır (Daskyleion): Pers satraplık merkezi olarak da bilinen Daskyleion çalışmalarındaki katkılarıyla, özellikle Ahameniş dönemi ve çok kültürlü Batı Anadolu tarihine güçlü bir pencere açmıştır.
•Recep Meriç (Metropolis): İzmir çevresinin önemli kentlerinden Metropolis kazılarıyla anılır; kentleşme, mimari ve gündelik yaşama dair verilerin bilim dünyasına kazandırılmasında etkili olmuştur.
