Turizm “sadece gelir/istihdam” değil; toplumsal yapı, güç ilişkileri, anlam üretimi ve gündelik yaşam pratikleri üzerinden okunur. Yani turizmi, sosyolojinin kuramlarıyla açıklanabilir bir toplumsal olgu hâline getirir.
1) Sosyoloji–Turizm ilişkisi: Neyi inceliyoruz?
-
Sosyoloji, insan topluluklarının değer, tavır ve davranışlarını inceler; bunu makro ve mikro düzeyde analiz eder.
-
Turizm sosyolojisi, turizmi sosyoloji içinde ele alabilir (aile/iş/eğitim gibi bir toplumsal kurum olarak) ya da turizmin kendi içindeki kavram–yapı–süreçleri sosyolojik kuramlarla açıklayabilir.
2) Makro–Mikro:
Makro (yapılar, kurumlar, sistem)
-
Sosyolojinin doğuşu makro kuramlarla anlatılır; “sosyolojinin babası” olarak Auguste Comte verilir.
-
İşlevselcilik çizgisinde Emile Durkheim (1858–1917) toplumu organik bir bütün gibi ele alır; uyum/ahenk vurgusu yapar.
-
Çatışma çizgisinde Karl Marx, toplumsal değişmeyi sınıf mücadelesi merkezli okur (Marksizm).
Mikro (etkileşim, anlam, gündelik hayat)
-
Toplumsal eylem yaklaşımında “toplum bireylerden ayrı bir şey değil; bireylerin eylemleriyle oluşur” fikri öne çıkar.
-
Pozitivizmi ve katı yapısalcı bakışı erken eleştiren isim olarak Georg Simmel (1858–1918) ve formel sosyolojianlatılır; sosyal etkileşim biçimlerinin çözümlemesi vurgulanır.
3) Dört ana yaklaşım ve turizme yansıması
Aşağıdaki dört çerçeve senin notunla birebir uyumlu; kitap da turizm örnekleriyle bağ kuruyor.
3.1 İşlevselcilik / Uzlaşı (Konsensüs)
Toplum = parçaları uyumla çalışan sistem.
-
Durkheimci çizgi turizm/boş zamanı “toplumun işleyişini sürdüren” bir işlevle ilişkilendirir; kitap özelinde Emile Durkheim’ın kutsallık yaklaşımının, bazı boş zaman pratiklerini dinî olmayan ritüeller gibi ele almaya imkân verdiği belirtilir.
Turizme çeviri (akılda kalsın):
-
Turizm = düzeni bozmayan “emniyet supabı”: yenilenme, rutinle baş etme, sisteme geri dönüş.
3.2 Çatışma Kuramı / Eleştirel Yaklaşımlar
Toplum = eşitsizlik ve güç mücadelesi alanı.
-
Marx çizgisinde turizm ve boş zaman, yabancılaşma kavramıyla okunabilir.
-
Kitapta, eleştirel kuramcıların boş zaman/turizmin ekonomik sistemin sıkı kontrolü altında gerçekleştiğini savundukları ve “öteki”nin kimi okumalarla etnik bir unsur olarak ele alınabildiği vurgulanır.
-
Marx’ın kapitalizm analizinde (ünitede örnekleniyor) “yabancılaşma” ve bunun alt boyutları açıklanır.
Turizme çeviri:
-
Kitle turizmi = standartlaşma, emeğin/boş zamanın metalaşması, merkez–çevre ilişkileri, güç asimetrileri.
3.3 Toplumsal Eylem Kuramı
Odak = bireyin eylemine yüklediği anlam (“neden?” sorusu).
-
Turizmde en net karşılığı: turist motivasyonu (kaçış, merak, prestij vb.).
-
Kitapta Max Weber’in (özellikle “1968” tarihli bakışına atıfla) “insanlar neden seyahat eder?” sorusunu turizm çalışmalarında görünür kıldığı belirtilir.
Turizme çeviri:
-
Seyahat davranışını anlamak için “yapı” kadar “niyet/motivasyon/yorum” gerekir.
3.4 Sembolik Etkileşimcilik
Gerçeklik = etkileşim içinde kurulur; anlam sabit değil, üretilir.
-
Turistlerin destinasyonları karşılaşmalar yoluyla nasıl yorumlayıp inşa ettiği (miras alanları, tema parklar, “öteki” ile karşılaşma) açıklanır.
-
“Anlam”ın turistik performans ve roller üzerinden de üretilebildiği vurgulanır.
Turizme çeviri:
-
Turist–yerel etkileşimi, imgeler, roller, sahne/sahne arkası… hepsi “deneyimi” kurar.
4) Birleştirici yaklaşım: “Yapı–Fail” problemi
“makro mu mikro mu?” ikilemini çözen iki büyük ismi özellikle öne çıkarır:
-
Anthony Giddens (1981, 1984): fail ve yapının ikiliği; bireyler kuralları/kaynakları kullanırken yapıyı yeniden üretir veya değiştirir.
-
Pierre Bourdieu (1977, 1980): anahtar kavram habitus; sınıf temelli içselleştirilmiş eğilimler/zevkler/pratikler bireyi şekillendirir; birey de pratikleriyle habitusu besler.
Disneyleşme → McDonaldlaşma hattı
-
Disneyleşme kavramı Alan Bryman tarafından ortaya atılır; George Ritzer’ın McDonaldlaşma (1983) çerçevesine dayanır; Ritzer de bunu Max Weber’in rasyonelleşme düşüncelerinden hareketle geliştirir.
-
McDonaldlaşma: etkinlik–tahmin edilebilirlik–hesaplanabilirlik–kontrol gibi ilkelerle rasyonelleşme.
-
Disneyleşme: bir öykü/masal/nesnenin daha yapay ve daha basit hâle getirilip küresel kitleye uygun “arıtılmış formatta” sunulması.
Otantiklik ve “sahnelenen otantiklik”
-
Otantikliğin turizmde nasıl deneyimlendiği/kurulduğu tartışılır; Ning Wang (2002) bunu beş yaklaşımda özetler.
-
Dean MacCannell (1973) bakışıyla “bilişsel objektivizm/orijinallik” arayışı paradoksal biçimde çoğu zaman sahnelenen otantiklik deneyimine döner.
-
MacCannell’ın sahnelenen otantiklik kurarken Erving Goffman’ın “sahne–sahne arkası” ayrımından etkilendiği; turistin aradığı “arka bölge”nin turistikleşince “sahne önü”ne taşındığı anlatılır.
-
İnşacı yorumda Erik Cohen (1988) otantikliği uzlaşılabilir/yorumsamacı bir olgu olarak ele alır; Edward Bruner(1994) yorum–güç ilişkileri boyutunu vurgular.
-
Semiyotik yaklaşımda Jonathan Culler (1981) “otantiklik işaretçileri” fikriyle mekânın deneyimlenmesi bağlanır.
6) Mini özet
-
Comte → makro başlangıç, Durkheim (1858–1917) → işlevselcilik/uyum, Marx → sınıf mücadelesi + yabancılaşma, Weber → motivasyon + rasyonelleşme hattı, Simmel (1858–1918) → formel sosyoloji/etkileşim biçimleri.
-
Disneyleşme: Bryman → Ritzer (1983) McDonaldlaşma → Weberci rasyonelleşme.
-
Yapı–fail sentezi: Giddens (1981, 1984) + Bourdieu (1977, 1980 / habitus).
