Mamure – Mardin – Harput

Kale, Kent ve Hafıza Peyzajı

Bu son başlık, Anadolu’yu üç farklı ölçekte gösteriyor:

  • Mamure Kalesi → Akdeniz kıyısında, denize gömülmüş gibi duran bir ortaçağ kalesi.
  • Mardin → Kalenin eteklerinde kat kat açılan bir taş şehir.
  • Harput → Urartu’dan Cumhuriyet’e uzanan, efsaneleriyle yaşayan bir “balkon kent”.

Hepsini birlikte okuduğunda, aslında savunma + yerleşim + inanç üçlüsünün Anadolu’da nasıl şekillendiğini görüyorsun.


1. Mamure Kalesi: Akdeniz’e Doğru Uzanan Ortaçağ Duvarları 🏰🌊

Mersin/Anamur yakınlarındaki Mamure Kalesi, bugün için Doğu Akdeniz kıyısında en iyi korunan ortaçağ kalelerinden biri kabul ediliyor. 

  • Kökeni Roma dönemine uzanıyor; 3. yüzyıl civarında bir Roma garnizonu üzerine kuruluyor. 
  • Ardından Bizans, Kilikya Ermeni Krallığı, Selçuklular, Karamanoğulları ve Osmanlılar tarafından defalarca onarılıp büyütülüyor. 
  • Görevi basit: Akdeniz kıyısını korsanlara ve düşman donanmalarına karşı savunmak, kıyı yolunu ve deniz ticaretini kontrol etmek. 

Hendek, Manzara Değil Savunma İçin

Kale, yaklaşık 23.500 m²’lik bir alanı kaplıyor ve çevresi hendekle kuşatılmış durumda. 

  • Denize bakan cephe zaten yüksek kayalık ve dalgalarla doğal savunmaya sahip.
  • Toroslara bakan kara tarafında ise hendek açılmış; saldırının büyük ihtimalle geleceği yön burası olduğu için, savunma burada yoğunlaştırılmış. 

Bu ayrıntı önemli:

“Kale bu manzaraya hayran kalındığı için burada yapılmış” değil;

manzara güzelliği, askeri stratejinin yan ürünü sadece.

Yapının içinde:

  • 39 kule ve burç,
  • Üç ana iç avlu,
  • Batı avlusunda tek minareli küçük bir mescit ve hamam kalıntıları,
  • Güney avlusunda eski bir fener kalıntısı bulunuyor. 

2012’den beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde; dosyada “1500 yıldan eski, Akdeniz kıyısındaki en iyi korunmuş ortaçağ kalelerinden biri” vurgusu yapılıyor. 


2. Mardin Kültürel Peyzajı: Kalenin Eteğinde Taş Bir Tiyatro 🏙🪨

Mardin, Güneydoğu Anadolu’da kayalık bir tepenin yamaçlarına teraslar halinde yayılmış bir şehir. En tepeye oturan Mardin Kalesi, adeta sahnenin üstündeki “taç”; bütün yerleşim bu tacın eteklerinden aşağıya doğru basamak basamak açılıyor. 

  • Şehir dokusunun ana omurgası ortaçağ döneminde kurulmuş; özellikle Artuklu dönemi, bugün gördüğümüz taş işçiliğinin ve sivil mimarinin belirleyici evresi. 
  • Dar sokaklar, teraslı evler, taş işçiliğiyle öne çıkan camiler, kiliseler ve medreseler; hepsi kalenin eteklerinde katman katman yükseliyor. 

Kıtlık Değil, Yol ve İnanç Şehri

Bazı anlatılarda “Mardin kıtlık yüzünden şu şekilde kurulmuştur” türü romantik cümleler dolaşsa da, tarihsel tablo başka bir şey söylüyor:

  • Şehir, Diyarbakır–Nusaybin–Musul hattını ve Mezopotamya ovalarını gören bir gözlem ve ticaret noktası
  • Süryani, Ermeni, Arap ve Türk toplulukları, yüzyıllar boyunca burada birlikte yaşamış; Deyrulzafaran Manastırı gibi odaklar, kentin bir inanç merkezi olmasını sağlamış. 

Yani Mardin’in kent gelişiminde belirleyici olan:

  • Ticaret yolları,
  • Topografya (kale + eğimli yamaç),
  • Dini merkezler ve çok kültürlü yapı.

Kıtlık, efsanelerde gelebilir ama şehir planını çizen şey asıl bunlar.

Mardin, 2000 yılından beri “Mardin Kültürel Peyzajı” başlığıyla UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde. 


3. Harput: Süt Efsanesi, Eğik Minare ve Taş Evler Şehri 🏰🏘

Bugünkü Elazığ’ın yukarısındaki Harput, aslında bölgenin asıl “eski şehir”i. Merkezdeki Harput Kalesi, yanındaki camiler, kiliseler, türbeler ve aşağı yamaca yayılan ev dokusuyla, çok katmanlı bir tarih sunuyor.

Urartu’dan Başlayan Kale Hikâyesi

Harput Kalesi’nin ilk inşası Urartu Krallığı’na, yani MÖ 8. yüzyıla kadar gidiyor. 

  • Son yıllarda kalenin doğusundaki alanda bulunan Harput kabartması, bölgedeki yerleşimin aslında MÖ 2. binyıla (Orta Tunç Çağı) kadar indiğini gösterdi. 
  • Urartu sonrasında sırasıyla Pers, Roma, Sasani, Bizans, Ermeni, Abbasî, yeniden Bizans hâkimiyeti; 11. yüzyıl sonundan itibaren ise Türk beylikleri devreye giriyor. 

Bu nedenle “Harput Kalesi ilk kez Bizans döneminde inşa edilmiştir” gibi cümleler tarihsel olarak doğru değil; Bizans, kalenin yalnızca bir evresini temsil ediyor.

Türk-İslam Dönemi ve Çubukoğulları

Türk-İslam dönemi için dönüm noktası 1085’te bölgeye hâkim olan Çubukoğulları Beyliği:

  • Ardından Artuklular (1112),
  • Selçuklular ve daha sonra Akkoyunlu–Osmanlı dönemleri geliyor. 

Bugün Harput’ta gördüğümüz pek çok cami, türbe ve sivil yapı, özellikle Artuklu ve Osmanlı dönemlerinin izlerini taşıyor.

Harput Evleri: Avlulu, İçe Kapalı, Dar Pencereli

Harput’un geleneksel ev dokusu, Doğu Anadolu iklimi ve güvenlik koşullarıyla uyumlu:

  • Evler genellikle avlulu; mahremiyet iç avluda.
  • Dış cepheler oldukça kapalı;
  • Pencereler çoğunlukla dar ve nispeten yükseğe yerleştirilmiş; hem soğuğu kesmek hem de içeriyi dışarıdan gizlemek için.

Bu yüzden “Harput evleri geniş pencerelidir” gibi bir tanım, yerel tipolojiyle çok örtüşmez; tam tersine, içe dönük ve kontrollü açıklıklar bu mimarinin temel özelliği.

Harput Ulu Camii ve Eğik Minare

Harput’un en karakteristik yapılarından biri, 12. yüzyılda Artuklular döneminde inşa edilen Harput Ulu Camii

  • Planı ve erken tarihi nedeniyle Anadolu’daki en eski cami örneklerinden biri arasında sayılıyor.
  • Özellikle tuğla minaresi, hem özgün örgüsü hem de bugün kazandığı hafif eğik formuyla tanınıyor; birçok araştırma, minarenin Artuklu dönemine ait erken bir örnek olduğunu vurguluyor. 

Minarenin “eğik” oluşu, artık Harput’un simgesel detaylarından biri; neredeyse “Doğu’nun Pisa’sı” diye anılabilecek kadar dikkat çekiyor.

Arap Baba Türbesi: İnanç Turizminin Odak Noktası

Harput’ta inanç turizmi denince ilk akla gelen yerlerden biri Arap Baba Mescidi ve Türbesi:

  • Selçuklu Sultanı III. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde, 1279 tarihli kitabeye göre Yusuf bin Arapsah tarafından yaptırıldığı kabul ediliyor. 
  • Türbe katında bulunan bozulmamış mumyalanmış beden, halk arasında Arap Baba’ya atfedilen kerametlerin merkezinde. 

Hem yerli ziyaretçiler hem de bölgeyi gezen turistler için, Harput’ta kale – Ulu Cami – Arap Baba hattı, inanç ve kültür rotasının omurgasını oluşturuyor.

Harput, “Tarihi Harput Kenti” başlığıyla UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne de önerilmiş durumda; kalenin Urartu kökeni, çok katmanlı şehir dokusu ve erken Türk-İslam eserleri bu adaylığın temel gerekçeleri arasında. 


4. Üç Alanı Birlikte Düşünmek

Son başlığı şöyle hafızaya kaydedebilirsin:

  • Mamure → Akdeniz kıyısında, hendekleri ve burçlarıyla savunma odaklı bir deniz kalesi; manzarası değil, stratejisi belirleyici. 
  • Mardin → Kalenin eteğine yerleşmiş, teraslı taş dokusuyla Artuklu ağırlıklı bir kültürel peyzaj; ticaret yolları ve inanç merkezleriyle şekillenen bir kent. 
  • Harput → Urartu’dan beri dolu olan bir kale, erken Türk-İslam eserleri, avlulu evler, eğik minare ve türbeleriyle Doğu Anadolu’nun balkon şehri

Üçü bir araya geldiğinde, Anadolu’nun “kaleye yaslanan şehir” geleneğini çok net gösteriyor:

Akdeniz’de Mamure’nin burçlarından denize bakarken,

Mardin’de kalenin eteğinden Mezopotamya’ya,

Harput’ta surların içinden Elazığ ovasına baktığında,

aslında aynı sorunun üç cevabını görüyorsun:

Bir şehir kendini nasıl korur, nereden beslenir ve hafızasını nereye yazar?

/10
0 oylar, 0 ortalama
0

Yorum Ekle

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Gönderiler

Kategoriler

Ayrıca Hoşunuza Gidebilir

Kurs Hazır